(Görme Özürlüler İçin)
ÜYE GİRİŞİ

Vatandaşlık No:
Şifre:
 
Şifremi Unuttum
TÜRGÖK Üyelik Formu

Yazı Boyutu Büyüklüğü:
A-|A0|A+


E-Bülten Aboneliği

E-posta Adresiniz

Arkadaşınla Paylaş

İsminiz:

E-posta Adresiniz:

Arkadaşınızın E-posta Adresi:

Armağan`ın Gördükleri Görmeyenlere Umut Oldu

"Paylaşmak için mükemmel olmayı beklemedim" diyen İzmirli Armağan Portakal'ın ilk kişisel sergisinde yer alan eserlerin satışından elde edilecek gelirle görme engelliler için kabartma kitap yapılacak

RÖPORTAJ: ŞAFAK İNCE   
      
Fotoğraf
İzmir iş dünyasının olduğu kadar eş durumundan medya dünyasının da yakından tanıdığı İzmirli Armağan Portakal, "Paylaşmak için mükemmel olmayı beklemedim, sandık bekleyen çeyiz gibi olsun istemedim, ilham alıyorsam ilham vermeyi istedim" düşüncesiyle hayata geçirdiği ilk kişisel fotoğraf sergisini, Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı (TÜRGÖK) yararına cuma günü İstanbul'da açtı. Kadıköy Belediyesi'nin desteğiyle 59 fotoğraftan oluşan "Armağanın Penceresi" adlı sergideki eserlerin satışından elde edilecek gelir, TÜRGÖK'e bağışlanacak. Portakal'ın "Tesadüf" ve eşi ünlü televizyoncu Fatih Portakal'ın "ses"SİZ adlı kitaplarının da seslendirildiği sergide, görme özürlüler kitapları, kulaklıkla dinleyebiliyor. Ayrıca eserler sergiye özel kabartma kitap haline de getirildi. Türkiye'nin önde gelen şirketlerinde önemli pozisyonlarda görev yapan Armağan Portakal ile aniden "bordrolu" çalışmayı bırakıp özgürlüğe yelken açmasını, İzmir'i ardında bırakıp İstanbul'un çıldırtan yoğunluğuna adım atmasını, fotoğraflarını, ilham perilerini ve en önemlisi prensipleri üzerine konuştuk.

Hikayenin bütünü

* Fotoğraf serüveni nasıl başladı?

__Bir konuyu çok düşünür olmuştum. Meslek olarak başka firma ya da markalar için çalıştığımdan kendim için ne yapabileceğimi, daha doğru deyişle sadece kendim olarak ne üretebileceğimi bulmanın arayışındaydım. Fotoğraf bu konudaki cevabım oldu. 3 yıl önce Esas Holding'te çalışan Hekim Müküs, kurduğu fotoğraf grubuna beni de aldı. Teknik gezilerden sonra fotoğraf beni hep yeni yerlere çekti. Hafta sonlarımızı Fatih ile fotoğrafa ayırır olduk. Önce İstanbul'un semtlerine ardından şehir dışına, sonrasında New York, Dublin, Charleston'a uzandım, fotoğraf beni kıtalar ötesine götürdü. 
* Henüz ilki açılmadan iki yeni sergi daveti daha aldın. Armağan'ın Penceresi sergisi nelerden oluşuyor?
__Şehir şehir ayrı albümler var. Her birinde ya o seyahatimin hikayesi ya da bana ait kısa sözler de yer alıyor. Böylece fotoğraflara bakarken, hikayelerle bütünü algılayabileceksiniz.

'Herşeyden önemli'

* Sergi, bir sosyal sorumluluğu da beraberinde getirdi. Eserlerin satışından elde edilecek gelirle TÜRGÖK'ün "Kabartma Kitaplar" projesine katkı sağlamış olacaksınız. 

__Kesinlikle öyle. Benim kameramın renklerinin ve benim penceremin, görme engelli arkadaşlara kabartma kitap olarak dönüşmesini arzu ettim. Kabartma kitap, TÜRGÖK kurucusu rahmetli Gültekin Yazgan'ın başlattığı bir proje. Maliyeti yüksek olduğu için sergi geliriyle yeni kabartma kitaplar yapılsın istiyorum. Sergide iki köşemiz var. Bir tanesi Fatih'in "ses"SİZ kitabı diğeri benim kitabım. İkisi de seslendirildi ve TÜRGÖK kitaplığına girdi. MP3 çalar köşesi yaptık, böylece görme özürlü arkadaşlar gelip rahatlıkla kitaplarımızı dinleyebilir. Ayrıca kabartma kitaplarımızı yaptırdık, aynı şekilde görme özürlü arkadaşlar kabartma kitapları okuyabilecek. TÜRGÖK kitap seslendirme projesiyle sadece roman, öykü, şiir kitabı değil, ders ve test kitapları da seslendiriliyor. Bunun herşeyden önemli olduğunu takdir edersiniz. 
* Sergiye İzmir'de ev sahipliği yapacak mı?
__Kesinlikle evet. İzmir'de Mayıs ayında sergimizi yine TÜRGÖK yararına açıyoruz. Köklü eğitim yuvası İzmir Atatürk Lisesi ev sahibi olacak. TÜRGÖK de İzmir'de olduğu için çok önemli bir etkileşim olacak. Nisan'da ise Sultangazi Belediyesi'nin davetlisi olarak sergiyi açacağız. 
* Yaşamınızın tecrübeyle sabit prensipleri nedir?
 __Kitabımda da yazdığım sözlerimle bunu anlatmak isterim; paylaşmak hatta mükemmel olmayı beklemeden paylaşmak büyütüyor işleri ve güzellikleri. İlham almak ve ilham vermek çok önemli. Herkesi kendi pencerenden görme, herkesin penceresini gör. Mutluluk akıl işidir ve onu üretmek gerekir. Alın teri ve emek çok önemli. Her gün bir tutam alınteri ve emek, kemikleri güçlendirir, insanı dik tutar ve bilgi güç demektir.

'Koşarsan, İstanbul cömert'

* Geçmişi İzmir'de olan biri olarak İstanbul'da yaşamak nasıl bir duygu?

__Açıkçası İstanbul'u seviyorum. Çünkü, İstanbul sen koşarsan çok cömert. Emeğinin karşılığını alabiliyorsun. Durursan seni ezer, o yüzden hep üretmek ve koşmak zorundasın. Elbette, trafiği zor fakat bu kapris çekilir diyorum. 
* Şimdilerde kendinize özgü bir iş hayatınız var. Homeoffice bir pazarlama departmanısınız. Böyle çalışmak daha mı kolay?
__Kolay demek iyi bir tanım olmaz. Zaten kolay olduğu için değil, bir kuruma bağlı olmamak ve özgür olmak adına geliştirdiğim bir yöntem bu. Adına 'pazarlama yol arkadaşlığı' diyorum. Çünkü, temsil ettiğim firmaların pazarlama sorumluluklarını üstleniyorum. Ucundan tutmak değil, gayet benim işim oluyor. Dolayısıyla, sorumluluk da yorgunluk da artıyor.

'Ofislerimiz yan yana'

* Bir de araya kitap sıkıştırdınız. Tesadüf mü? Eşiniz de bir kitaba imza attı. Aynı anda mı çalışıyorsunuz, birbirinize kopya veriyor musunuz? Ayrı odalara mı kapanıyorsunuz? Buzdolabına notlar bırakıp haberleşenlerden misiniz yoksa?

__Evde ikimizin ofisi yan yana. Akşam yatana kadar çalışıyoruz. Fatih sabah yayını bitirdikten sonra dışarıda işi varsa yapar, eve gelir dinlenir ve öğleden sonra tekrar çalışmaya başlar. Cuma akşamına kadar temposu budur. Cuma ve cumartesi akşamlarını iş yapmadan birbirimize ayırırız. Dolayısıyla bazen yan odalarda olsak bile twitter üzerinden mesajlaştığımız olur. Tabi biraz abartsam da gerçek payı var. 
* Son söz?
__Bu projeye destek vererek sayfalarınıza taşıdığınız için Sevgili Şafak, şahsında Yeni Asır Gazetesi'ne yürekten teşekkür ederim.

'Çiğdem ve boyoz karın doyurmuyor'

 * İstanbul'da yaşayan bir İzmirli olarak, İzmir'in sizdeki anlamı nedir?

__Benim için İzmir "medeniyet" demek. Fakat diğer yandan İzmir'i çok eleştiriyorum. Neden mi? Çiğdem, boyoz, Kordon demekle İzmir karın doyurmuyor. Pek çok insan neden İzmir'de iş bulamıyor? İzmir, "kıpır kıpır, akıllı bir genç" gibi olması gerekirken ataletli duruşu ve yavaş davranışlarıyla beni üzüyor.