(Görme Özürlüler İçin)
ÜYE GİRİŞİ

Vatandaşlık No:
Şifre:
 
Şifremi Unuttum
TÜRGÖK Üyelik Formu

Yazı Boyutu Büyüklüğü:
A-|A0|A+


E-Bülten Aboneliği

E-posta Adresiniz

Arkadaşınla Paylaş

İsminiz:

E-posta Adresiniz:

Arkadaşınızın E-posta Adresi:

Hayatını Görme Engelli Eğitimine Adamış Bir Kahraman


Hayatını Görme Engelli Eğitimine Adamış Bir Kahraman

Gültekin YAZGAN'in Fotografi

Ülkemize, Altı Nokta   Körler Derneği’ni, TÜRGÖK (Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı) Derneği’ni ve   görme engelli insanlara umut veren “Kör Uçuş” adlı kitabı kazandırmış;   Sayın Avukat Gültekin Yazgan’ın örnek teşgil edecek yaşamı ve   çalışmaları üzerine eşi Tülay Yazgan, oğlu Yankı Yazgan ve Sayın Sacit Serim ile   Bilimania olarak bir şöyleşi gerçekleştirdik.

30.01.2012 tarihinde  kaybettiğimiz Sayın   Gültekin Yazgan hayal etmenin, azmin, paylaşmanın ve sevginin önemini   gözlerimizin önüne seren yaşamı ile, ülkemiz ve bizler için örnek bir şahsiyet   olmuştur. Kendisini rahmetle bir kere daha anıyoruz.

 11   yaşında geçirdiği bir kaza sonucu görme yetisini kaybeden Gültekin Yazgan,   ülkemize Altı Nokta Körler Derneği’ni, TÜRGÖK (Türkiye Görme Özürlüler   Kitaplığı) Derneği’ni ve umudunu yavaş yavaş yitiren tüm görme engelli insanlara   umut verecek “Kör Uçuş” adlı kitabı kazandırmış; Türkiye’nin ‘fark yaratan’   kişilerinden biridir. Ancak Gültekin Yazgan’ın bilmediğimiz yönleri nelerdir?

Tülay   Yazgan: Sevgili eşim Gültekin Yazgan yaşamın her alanından   zevk alan bir kişi idi. Sevgi dolu bir eş, çocuklarına arkadaş, önder  bir baba,   üretken bir insandı. Seyahate gitmek, yeni bilgiler edinerek kendini yenilemek,   klasik batı müzik plak koleksiyonu yapmak, senfoni orkestrası konserlerini   izlemek, onun vazgeçilmezleriydi. Aynı zamanda iyi bir gurmeydi, yemek   sofrasında sohbet ederek,  lezzetli yemekler yemek, özellikle akşam yemekleri   onun mutluluk kaynağı idi.

Yankı   Yazgan: Babam kitabının ilk taslağını bitirdiğinde kitap daha   ziyade körlerle ilgili yapılanları ya da yapılabilecekleri tanımlayan bir el   kitabı gibiydi. Kendi öyküsünü anlatmasını, yaşamının ayrıntıları üzerinden hem   körlere dönük fikirlerini hem de sürecin tarihsel seyrini anlatmasını   önerdiğimde, "İnsanlar beni bilip de ne yapacaklar?" diye yanıtladı. Gültekin   Yazgan’ın kendisinin başardıklarına, ortaya koyduklarına hiç şaşırmayan yanı,   alçakgönüllülükten öte bir aşkınlık taşıyordu. Babamın hayatta yarattığı farka   hiç hayret etmemiş olmama şimdi şaşırsam da, onun kendine bakışının etkisi   altında kalmış olmamdan başka bir açıklama düşünemiyorum. Bu özelliğinin körlük   ile doğrudan bir ilgisi yok; daha ziyade onun kişilğinin ve felsefi duruşunun   bir ürünü. Kör Uçuş'a ilişkin üslup değişikliği önerilerini düşündükten   sonra ve ancak  başkalarına yararlı olacağına inandığında, kendinden ve   hayatının ‘kişisel’ ayrıntılarından söz etmeyi kabul etti.

Sacit   Serim: Dile getirilenler herkes tarafından görülen ve bilinenlerdir   yani buzdağının üstündekilerdir, oysa Sn. Gültekin Yazgan 11 yaşında kör olunca   öncelikle durumunu kabullenmiş ve yaşamını nasıl sürdürebileceğini düşünmüş,   sorgulamış, araştırmış ve edindiği bilgiler ışığında

Gültekin YAZGAN'in Görme Özürlü Çocuklarla Birlikte Fotografi

geleceğini planlamış   programlamış bir kişidir; hatta kendi yaşamıyla birlikte çevresindekilere de   örnek olan bir yaşantı sürdürmüştür. Açıkcası bu örnek yaşam yalnızca körlere   veya sakatlara örnek anlamı taşımamaktadır. Hukuk Fakültesi mezuniyeti sonrası   yıllarca yaptığı avukatlığın yanında Ticaret Lisesi'ndeki öğretmenliği sırasında   da örnek bir insan olduğu herkesce bilinmektedir. Okumayı seven, sorgulayan   yapısıyla öğrendiklerini ve bilgilerini paylaşan, tutkularının arkasından     koşan, adım adım hedefine varmaya çalışan bir kişiliği vardı sözleri sanırım onu   doğru anlatmakdadır.

Gültekin   Yazgan inanılmaz bir öngörü ve özveriyle, tüm zorluklara göğüs gererek, hem   kendi yaşamını hem de kendisi  gibi görme yetisini yitirmiş insanlara yardımcı   olabilmek için, ileriye dönük tasarımlar üretmiş ve bunların gerçekleşebilmesi   amacıyla gecesini gündüzüne katarak var gücüyle çalışmış yılmadan girişimlerde   bulunmuş ender kişilerden biridir. Oysa, ülkemizde onun gibi görme engellilerin   çoğu, ne yazık ki  savaşmak yerine ellerinden birşey gelmeyeceğini düşünüp,   toplum içine çıkmaya bile korkarak,  içlerine kapanıyorlar. Gültekin Yazgan, bu   duyguyu nasıl aşabildi ve arkasında bıraktığı bunca yapıtın gerçekleşmesindeki    gücü nereden buldu?

Tülay   Yazgan: Kendine güveni tam olan bir kişiydi. Hayatında 'olmaz' kelimesi   yoktu. Yorulmak bilmezdi, koyduğu hedefe ulaşmak için çalışırken önüne çıkan   engeller onu yıldırmaz; tekrar başa dönüp aynı azimle çalışmasına devam ederdi.   Gerek meslek hayatında  gerekse özel hayatında birikimlerini paylaşmaktan, çözüm   üretmekten mutlu olurdu. Görme özürlülerin sorunlarını çok iyi bilir ve onlara   her fırsatta eğitim ve sosyal yaşamlarında başarılarına destek olmak için   yöntemler bulmaya çalışırdı.

Yankı   Yazgan: Bu çalışmaların babam Gültekin Yazgan’ı  çok yorduğunu   sanmıyorum. Bir başka deyişle, bir çok kişi için yorucu olabilecek ya da zor   gelebilecek bu girişimleri hem amaçlarına inandığı, hem de amaçlarına erişmek   için yöntemler geliştirebilen birisi olduğu için o fazla zorlanmadan yaptı. Tam   tersi bir çok zorlayıcı durumda yapılması gerekeni yapmaktan bir keyif aldığını   gördüğümü belirtmeliyim. Gücünü amaçlarına olan inancından alıyordu. İnancını   paylaşan eşi ve arkadaşlarının varlığı ile amacına yürümesi pek zor   gelmedi.

Sacit   Serim: Görme yetisini yitirdiği yaşın çok önemi var yani doğuştan kör   olmaması çok önemli bir farklılık kazandırmıştır. Çünkü 11 yaşına kadar almış   olduğu aile ve okul eğitimi kendisini belirli bir noktaya taşımıştır; oysa   doğuştan kör olan bir çocuğun eğitimi ve gelişimi tamamen ailesine bağlı olarak   sürmektedir. 11 yaşına kadar aldığı eğitim kendisine hem bir kazanç hem de   gelecek için tutku olmuştur. Böyle bir tutku ise onu yaşam boyu sürüklemiştir.   Ayrıca  körlük sonrası o zamana kadar birlikte olduğu arkadaşlarından ayrılmayıp   birlikte yaşamını sürdürmesi yani şimdi ki kaynaştırılmış eğitim denilen   sistemin doğal olarak gerçekleştirilmesidir ki, bu birliktelik her zaman   kendisinin toplumdan dışlanmamasını, tam tersine toplumla kaynaşmasını   sağlamışdır, hatta gören arkadaşlarına da bir körün nasıl yaşadığını ve körle   nasıl yaşanacağını bu sayede öğretmiştir. Açıkcası Sn. Gültekin Yazgan’ın yaşamı   boyunca birlikte yaşadığı insanlar tarafından körlüğünün dikkat çekmemesi veya   kör olduğunun unutulması bile onun o yaşlardan bu yana çevresiyle uyum içinde   yaşamasının bir sonucudur, hal böyle olunca da yaşam enerjisi hiçbir zaman   sönmemiş tam tersine onu sürekli enerjik tutmuştur.

Gültekin   Yazgan bir söyleşinde ilkelerinden birinin “fırsatları iyi kullanmak, hayale   kapılmadan, olmadık şeylerin peşine düşmeden, eldeki olanakları  iyi kullanmak   ve o mevcut koşulları değerlendirmek” olduğunu şöylemiş. Türkiye’nin bundan   60-70 yıl önceki koşullarını düşünürsek, Gültekin Bey’in, görme engelliler   için,öngördüğü  hedefler, insanların ve çevresinin gözünde “ulaşılamayacak    şeyler” olarak görüldü mü ve kendisi ne gibi zorluklarla   karşılaştı?

Yankı   Yazgan: Doğan Cüceloğlu’nun babamı tanımlarken kullandığı ‘gerçeklik   ilkesine sadakat’ durumu özetler. Hayallerden vazgeçmeden ama olmadık şeylerin   peşine düşmeden,  eldekilerle, eldekileri çok iyi kullanarak ve bir adım ileri   götürerek ilerlemek.

Tülay Yazgan: Kendi ailesi bile o dönemin koşullarında bir şeyler yapabileceğine başlangıçta   inanmamışlar, evin içinde bakılarak yaşayacağını düşünmüşler. Her zaman bu   düşünceye nasıl karşı çıktığını, çevresini zorlayarak mevcut olanakları nasıl   değerlendirdiğini,  karşılaştığı her zorluğu nasıl çözdüğünü anlatırken onun   gücünü hissetmemek mümkün değildi. Ancak her sorunu tek tek ele alıp çözme   yolunu seçmiş, fırsatları iyi değerlendirmiş, arkadaş  ilişkilerine önem vermiş.   İlişkilerde almak için önce vermek gerektiğini prensip edinmiştir.

Eşimin azminin en   önemli sonuçlarından biri de 70 yaşında bilgisayar öğrenip çeviri, ders kitabı   ve Kör Uçuş’u bilgisayarda yazmasıdır. Yaşamında en büyük mutluluk   kaynağı oldu.

Sacit   Serim: Kör olduktan sonra tanıştığım Sn. Gültekin Yazgan’ın bana   söylediği iki sözü paylaşmak istiyorum çünkü yukarıdaki sorunuzun yanıtının   bunlarda saklı olduğuna inanıyorum.“Kör olan bir kişi zamanını gören bir   insandan iki kat daha iyi planlamalıdır çünkü bilgiye erişimi ve sorunlarını   çözüme ulaştırma olanağı gören kadar kolay değildir.” “Her şeyi aynı anda ve   birlikte öğrenmeye çalışma, önceliklerini belirle, sıraya koy, amacını ve   hedefini belirleyerek yoluna devam et çünkü gören bir kişiden iki kat zamana   gereksinimin var.”

Bu ilkelere sahip   olan bir kişinin zorluklarla karşılaşmasına rağmen hedeflerine ulaşmak için   durmayıp ilerlemesi onun bu konularda da ne kadar sabırlı olduğunun   göstergesidir, diye düşünüyorum. Çünkü 1950’lı yıllarda TRT’de yaptığı bir   röportajda “körler kitaplığından” söz etmesi bunu ortaya koymaktadır.

Gültekin   Yazgan’ın geride bıraktığı önemli yapıtlarını ,TÜRGÖK’ün çalışmalarını ve görme   engelliler için ne gibi olanaklar sağladığını kısaca anlatır   mısınız?

Tülay   Yazgan: Eşim  TÜRGÖK ve ALTINOKTA derneği gibi kalıcı iki kurumun    ortaya çıkmasını sağlamıştır. TÜRGÖK’ü ikinci yuvası olarak görürdü. Kuruluşunun   her safhasında hem fikren hem bedenen çok emek verdi. Kitaplıkta hedeflediği   düzeye sanki ölmeden ulaşmak için evde, kitaplıkta gece gündüz çalıştı; bu   çalışmalardan da aldığı zevki kelimelerle anlatmak olası değil. Yazdığı kitaplar   ve çevirdiği kitaplarla da eğitime büyük hizmeti olmuştur.

Kitaplığimız her   yaştaki görme özürlülerin eğitim ve öğretimlerine hizmet etmektedir . 8 yıldır    ilköğretim için çıkardığı Balarısı ve Yavru balarısı adlı 2 kabartma dergi,   yetişkinler içinde ‘Arkadaş’ adlı sesli bir dergi çıkartıyoruz.   Dergilerin isim babası da Gültekin bey idi.Görme özürlülerin İngilizce ve Türkçe   kitaplarını kabartma basmak, LGS, KPSS, SBS, özürlü işe girme sınav testlerini   hazırlamak, açık lise ve açık üniversite kitaplarına  destek olmak.

Sonuçlanan   projeler:

-       İZKA   desteği ile imla kılavuzunu ilk defa kabartma basmak projesi,

-         Üniversite giriş için TPF ile yapılan Türkçe konu anlatımlı test kitabının   kabartma basım projesi,

-       SABANCI   Hibe Vakfı Proje Programı çerçevesinde Bergama tutukevi ile ortak yapılan   Engelliler arası Engelsiz İletişim projesi,

Bu yıl 2. Öykü   yarışmasını gerçekleştirdik, “Eller” konulu öykü yarışması 9-14, 15 ve üstü   yaşlardaki görme özürlü üyelerimiz arasında gerçekleşti. 16 Mayıs’ta ödül töreni   yapılacak. Eşimin en büyük dileği kitaplığımızın kendi malı olan geniş bir yere   taşınması idi. Bu dileği Sayın Berksan- Yüksel Atakan çiftinin yaptığı büyük   bağış sayesinde gerçekleşti. Mutluluğunu anlatmaya kelimeler yetmez.

Sacit   Serim: TÜRGÖK  Derneği körler için sesli ve kabartma dergi ve   kitapların üretimi dışında da körler için çeşitli çalışmalar yapmaktadır,   örneğin bilgisayar kursu bunlardan biridir ancak Sn. Gültekin Yazgan  buranın   yalnızca üreten değil paylaşan ve paylaşılan bir yer olmasını istiyordu yani   körlerin TÜRGÖK’e gelerek güzel ve rahat bir ortamda kitap okuyabilmelerini,   söyleşiler

yapabilmelerini,   kendilerini geliştirebilecekleri destek eğitimleri, kursları alabilmelerini   istiyordu. Örneğin, söyleşi, panel, şiir dinletileri, öykü yarışmaları, satranç   eğitimi ve yarışmaları vb. gb.

Körler için   üretilen ürünlerin üretim aşamasında körlerin de gönüllü olarak katılımlarını   istiyordu çünkü onların katılımcı olmaları gelişmeyi sağlar diye   düşünüyordu.

Ayrıca TÜRGÖK   yalnızca körler için değil TÜRGÖK çatısı altında gönüllü olarak çalışmalara   katılanlar için de bir katkı anlamını da  taşımaktadır çünkü gönüllüler bu   çalışmalar sayesinde körlerin yaşamları hakkında bilgi sahibi olmaktadırlar,   körlerin gereksinimlerini sağlayabilmeleri için yalnızca para bağışı yaparak   kenara çekilmelerine engel olunmakta yani ben para verdim görevimi yaptımdan   kurtulmalarını sağlamaktadır.

Tüm bu çalışmalar   sakat ile sakat olmayanın tanışmasını, kaynaşmasını, doğru, düzgün ve   gereksinimi karşılayıcı çalışmaların gerçekleştirilmesine sebep olmaktadır ve   bunun ülkemizdeki önemini göz ardı etmemek gerekir çünkü sakatların yaşadığı en   büyük sorunlar bu sorunların neler olduğunun doğru olarak bilinmemesinden   kaynaklanmaktadır.

TÜRGÖK’ün    yaptığı çok özel bir çalışmadan söz etmemek haksızlık olur…

Bergama çocuk   cezaevinde gerçekleştirilen projenin önemi çok çok büyüktür ve bence burada   önemli olan körler için sesli kitap üretmekten çok cezaevindeki çocukların bu   proje sayesinde rehabilitasyonudur…

Bu proje hakkında   ayrıntılı bilgiler TÜRGÖK Başkanı Tülay Yazgan'dan alınabilir.

TÜRGÖK’ün   bugün eksik kaldığını düşündüğünüz yanları var mı? Derneğe verilen destekler   yeterli mi? Derneğin hedefleri neler?

Tülay   Yazgan: Her zaman yapacak şey vardır.  Amacımız teknik gelişmelere,   yeni eğitim sistemlerine uyarak, Gültekin Yazgan’ın çizgisi doğrultusunda   kitaplığımızı en üst seviyeye çıkartmaktır. Kitaplığımızın övünç duyduğumuz son   projesi “Hayalden Gerçeğe Ödünç Kabartma (Braille) Kitap” projesidir. Gültekin   Bey son hedefi olan bu projenin ölümünden önce gerçekleştiğini görmek   mutluluğuna erişmiştir.

 Sacit   Serim: Her dernekte olduğu gibi eksik kalanlar vardır ve bunların   giderilmesi için destek ve katkılar gerekmektedir çünkü ne yazık ki ülkemizde   sakatlar alanında devlet desteği yerine kösteği söz konusudur. Bu köstek devlet   yardımı yoktur demekle birlikte, destek ve katkı vermek isteyenlerin çeşitli   yasal eksikliklerden ve uygulamaların eksikliğinden dolayı destek ve katkılarda   bulunmalarını engellemektedir.

Derneğin ana   hedeflerinden birisi daha fazla köre ulaşmak daha fazla gereksinimi   karşılamaktır ancak bunun için  körlerin TÜRGÖK’e ulaşabilmeleri gerekmektedir   oysa bu TÜRGÖK’ün körler ve aileleri tarafından bilinmesiyle sağlanabilir bu da   ancak çeşitli basın ve yayın araçlarıyla yapılabilir, örneğin kurumunuzun kör   olmayanlara TÜRGÖK’den söz etmesi bu işe çok büyük yarar   sağlayacaktır.

Derneğin en büyük   hedeflerinden birisi körlerin bilgiye erişimlerini sağlamaktır ve bunun için hem   fiziki hem de maddi katkıya gereksinimi vardır.

Türkiye’de, engelli vatandaşlarımız için   sağlanması gereken kolaylıkları düşündüğümüzde, kendimizi medeni ve gelişmiş bir   ülke olarak nitelendiremeyiz , diye düşünüyorum. Ancak şu anda, bu medeniyete   yakın bir gelecekte kavuşacakmışız gibi gelmiyor bize, değil mi? Bu konuda,   Gültekin Bey’in görüşleri nelerdi, TÜRGÖK’ün görüşü nedir?

Sacit   Serim: Bu soruya Tülay Hanım'ın yanıt vermesini uygun buluyorum ancak   kısaca şöyle diyebilirim; 4+4+4 şeklinde bir eğitim modeli gerçekleştirilen bir   ülkede, medeniyete nasıl ve ne zaman ulaşabiliriz?

Tülay   Yazgan: Yapılanların hiçbir zaman yeterli bulmazdı. İlk öğretim öncesi   kör çocuklara ve ailelerine gerekli eğitimin verilmediği; eğitimin diğer   safhalarında ise öğrencilere destek eğitim verilmesi konusunda yetersiz   kalındığı görüşünde idi.İstihdam konusunda ise ne yazık ki görme özürlülerin   aldıkları eğitime uygun işlerde çalışamadıkları veya işsiz kaldıkları için   üzüntü duyardı.

Gültekin   Yazgan’ın yarım kalan bir projesi var mı? Yoksa ölümüne kadar kafasındaki her   şeyi gerçekleştirdiğini düşünüyor muydu?

Tülay Yazgan: Hiçbir   zaman her şeyi gerçekleştirdi diyemem, her zaman yeni hedefleri vardı. Küçük   çocuklu bir ailenin kitaplık ziyaretinde Küçük Orkun, “Gültekin Amca kaç   yaşında?” deyince, 82 yaşında olduğunu söyledik. Orkun, “Ölüm yaşı gelmiş.” diye   yorum yaptı. Gültekin Bey ise sevgi dolu bir sesle “Orkuncum benim daha yapacak   çok işlerim var, daha erken” dedi.

Yankı   Yazgan: Yarım bıraktığı bir proje yok, sanırım. Babam sağlıkla yaşamaya   devam etseydi, yeni bir amaç bulur ve onu projelendirip peşinden koşmaya   başlardı. Kafasında bir amaç ve proje pınarı vardı adeta.

Kör Uçus Kitabinin Ikinci Bsskisinin Görüntüsü

TÜRGÖK’ü   parasal ya da gönüllü olarak iş gücüyle desteklemek isteyenler;  çorbada benim   de tuzum olsun diyenler, sizlere nasıl destek olabilir ve sizler bunun için   ‘Halkla İlişkiler’ alanında ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz? Bununla ilgili bir   bölümünüz var mı? Projelerinizi tanıtan ve bunlara destek isteyen   e-bültenleriniz ya da yılda bir kaç kez dağıtılan derginiz var   mı?

                       

Tülay   Yazgan: Ödünç   Kabartma Kitap” projesine adına, anısına , destekleriyle adı altında sponsor   olabilirler, kargo sponsoru olabilecekleri gibi bağış yapabilirler. Gönüllü   olarak da diksiyonu uygun olanlar stüdyoda seslendirme yapabilir, CD çoğaltma,   metin düzeltme, tarama, spiral takma , paketleme vb. işlerde   çalışabilir.

Kitaplığımızı ve   yaptığı işleri tanıtan  güncelleştirilmiş bir web sitemiz var, ayrıca 2 ayda bir e-bülten   çıkarıyoruz. Kitap fuarlarına katılıyoruz, okullarda, Lions ve Rotary gibi   kuruluşlarda tanıtım toplantılarına katılıyoruz. Bu kuruluşları kitaplığımızda   ağırlıyoruz.

Sacit   Serim: Parasal destek olmak isteyenler çeşitli projelerimize katkıda   bulunabilirler ancak bunun dışında da her ay sabit bir nakdi yardım çalışmaların   sürdürülebilmesi için çok çok önemli ayrıca ürünlerin yapımında kullanılan sarf   malzemelerine de gereksinimler var; örneğin boş CD, kabartma kitaplar için kağıt   vb.

Bunun dışında da   insan gücü çok önemli bir gereksinim, çünkü ne yazık ki ülkemizde “gönüllülük”   bir keyfiyet olarak görülmektedir. Yani gönüllüyüm diyen kişilerin kendi   istedikleri zamanlarda ve istedikleri şekilde iş yapmak istemeleri çalışmaların   sürekliliğini sağlamakta sıkıntılar yaratmaktadır.

Oysa gönüllülük   keyfiyet değil tam tersine bir zorunluluk ve sorumluluktur…

 Gültekin   Yazgan’ın anısını yaşatmak ve kazandırdıklarının üzerine bir şeyler koymak için,   neler yapılmalıdır?

Tülay   Yazgan: Görme özürlülerin eğitimlerine destek olacak projelere devam   etmeliyiz. Aynı zamanda hizmet vereceğimiz görme özürlüler sayısını artırmalı,   onlara ulaşabilmek için yeni yöntemler bulmalıyız.

Müzik eğitimi   almak isteyen görme özürlülerin gereksinimi olan kabartma nota yazılım sistemini   gerçekleştirip kabartma nota basmalıyız.

Kabartma   matematik yazılımını sağlayıp; matematik kitaplarını kabartma basabilmeliyiz. Bu   konuda ne yazık ki, görme özürlü çocuklarımız ve gençlerimiz yetersiz eğitim   alıyor ve başarısız oluyorlar.

Kör Uçuş ve Onlar Benim Kahramanım kitaplarının daha çok okunmasını   sağlamalıyız.

Sacit   Serim: TÜRGÖK  çalışmalarını en ücra köşedeki köre kadar ulaştırmak   gerekir ancak bunun içinde kişilerin dışında da çeşitli kurum ve kuruluşların   destek ve katkılarına gereksinim vardır, örneğin Web sitesi üzerinden tanıtım,   E-bültenle tanıtım, projelerin tanıtılması ve duyurulması vb. gb.

Yöneticilerimize, topluma veya görme engellilere   başka söylemek istedikleriniz var mı?

Tülay   Yazgan: Bir hizmeti yaparken hedefi tesbit edip yapılacak işleri   programlayıp son hızla gerekenleri yapmak. Görme özürlülerin de başarılı   olmalarının bir yolu da zamanı yönetmeyi iyi bilmeleridir.Toplumdan da bilinçli   olarak maddi ve manevi destek sağlamalarıdır.

Sacit   Serim: Dezavantajlı olarak tanımlananların fırsat eşitliğini sağlayacak   yasalar ve bunların uygulanabilirliği dışında da kişisel sorumlulukların yerine   getirilmesi bilincine erişebilmek için TÜRGÖK’ü olabildiğince iyi tanıtarak   destek ve katkılar sağlamalıyız…