Uzun bir yaz tatilinden sonra okula döndüm. Döndüğümde sınıfım ve arkadaşlarım değişmişti.Onları tanımak için çok heyecanlıydım. Bu kadar heyecan yeter dedim kendi kendime ve onları tanımak için bazı sorular sordum. Arkadaşlar herkes sırayla kendini tanıtabilir mi dedim. Arzu: _Benim adım Arzu, geçen sene bu okuldaydım ve 9 P sınıfındaydım. _Sude: _Benim adım da Sude, ben de geçen sene bu okuldaydım ve 9 / K sınıfındaydım. Buket hiçbir şey söylemedi. Bu durum da beni çok üzdü. Sude’ye bu neden bir şey söylemedi diye sordum. Sude: Bu arkadaşımızın işitme engeli var. _Bunu nereden anladın peki? O da, ben onu tanıyordum, dedi. _Nereden diye sordum. Sude: O geçen sene bizim sınıftaydı. _Peki onunla nasıl iletişim kuruyordunuz? _Vücut dilimizle . _Anlatmak istediğiniz şeyleri anlamakta güçlük çekiyor muydu? _Hayır bazen bizim anlatamadığımız şeyler oluyordu, o anlatamadığımız şeyleri bile anlıyordu. _Bu şekilde senin adın ne dermişin _Sude de dediğim şeyi yaptı. _Bukette benim adım Buket dedi. _Senin adın ne dedi. _Ben de Esra dedim _Senin de mi bir engelin var dedi. _Evet görme engelliyim dedim _O zaman sen benim kalbimin sesini duyarsın ve onu anlarsın dedi. _Hayır dedim. Çünkü her engelli birey kendi engel grubunun kalbinin sesini duyar ve ona anlam yükler dedim. _Bunu örneklerle açıklarmısın peki _Mesala bir ortopedik engellinin kalbindeki sesi diğer bir ortopedik engelli duyar ve onu anlar. _Beni anlayacak birisini bulalım mı dedi. Ben de onu karşı sınıfta okuyan bir arkadaşımla tanıştırdım. Bunlar birbirleriyle çok iyi anlaştılar. Buket teşekkür etmek amacıyla bana bir hediye almıştı. Hediye paketini poşetten çıkararak bana uzatı. Ben çok utandım. Paketi açmamı istedi. Açtım ve bana en sevdiğim şairin şiir kitabını almıştı. Bu beni çok mutlu etti. Ona teşekkür ettim. O da bana kendisine dert ortağı bulduğum için teşekkür etti. Ona bir sorunu olunca bana da gelebileceğini söyledim. Merve arkadaşımızın bütün sorunları çözebilecek bir gücü olduğunu söyledi. Buna çok sevindim. Ben de kendime böyle bir arkadaş bulmaya karar verdim ve bir derneğe gittim. Kurslarımız var eğer katılmak isterseniz kaydedelim dediler. Bunu kabul ettim ve kaydoldum. Ertesi gün oraya gittim. Binbir türlü çiçeklerin olduğu bir odada bize boyama kursu verildi. Bu odayı ve arkadaşlarımı çok sevdim. İçlerinden birisini kendime dert ortağı olarak seçtim. Ona sana vereceğim sırları saklayacağına inanıyorum dedim. Ona bütün dertlerimi söyledim...O da beni dinledi. Bir bir çivi çaktı bense aynı gün on çivi çaktım Buna yüz gün devam ettik. Bana şöyle dedi Şimdi de onları sökeceğiz. Sökmeye başlayım mı? Hayır. Neden? Çünkü her mutlu olduğun gün için birer tane sökeceksin. Tamam. Bu da tam yüz gün sürdü. Tahtamdaki çiviler bitti ama içimdeki dertlerim bitmedi. Arkadaşıma bu durumu söyledim. Her zaman bu böyle olur ne kadar mutlu olursan ol o seni derinden yaralayan bıçak kalbinden çıkmaz dedi. Bu bıçak nasıl bir bıçaktı acaba, bu soru işareti. Kafama girdi kaldırıp atayım dedim atamadım. Her şeyin bir ilacı olduğuna göre bunun da olmalıydı. Derdini söylemeyen derman bulamaz düşüncesiyle bu durumu arkadaşıma söyledim. O da kendisiyle birlikte yürümemi istedi. Ona nereye gideceğimizi sorduğumda bana cevap vermedi. Uzun bir yürüyüşten sonra rengarenk çiçeklerin ve kuş cıvıltılarının olduğu bir yere geldik. Ben: _Burası neresi arkadaşım? _Burası insanın kalbiyle baş başa kaldığı bir ada. Ben: _Adı ne bu adanın? Arkadaşım: _İç dünya adası. Buranın adı ve kendi çok garipti. Koşar adımlarla yürüyerek buradan uzaklaşmaya başladım. Ama nereye gittiğimi bilmiyordum. Ben: _Sen de gel … Arkadaşım: _Ben seninle gelemem burada kalmalıyım. Sen de bu yoldan geri dön, dönmezsen geldiğimiz yolu bulamazsın. Ben: _Buradan gidelim o zaman Arkadaşım: _Burada kazanacağımız çok şey var eğer gidersek bunların hepsini kaybederiz. Ben: _O zaman burada kalalım ve kazanacağımız şeyleri kazanalım. Arkadaşım beni bir yere oturtarak şimdi sana soracağım sorulara cevap ver dedi. Ben de onun soracağı sorulan sabırsızlıkla bekledim. _Buradaki öten kuşların sesini duyuyor musun? Ben: _Evet duyuyorum Arkadaşım: _Peki bana bu kuşların sesinden yola çıkarak türlerini söyler misin? Ben: _Birinci kuş kanarya mı? Arkadaşım: _Hayır. Ben: _Penguen mi? Arkadaşım: _Hayır. Ben: _Bilmiyorum sen söyler misin? Arkadaşım: _Mutluluk kuşu. Ben: _Bu kuşun insanlara faydası var mı? Arkadaşım: _Tabii ki var Ben:: Ne peki? Arkadaşım: _Eline alanın kaçıp kalbine saklanıyor. Ben: _Elime alayım mı? Arkadaşım: _Hayır diğer kuşların faydalarını da öğrenmelisin. Ben: Bunları söyler misin. Arkadaşım: _Söyleyemem bunları da sen bileceksin. Ben: _Sağlık kuşu mu? Arkadaşım: _Evet. Ben: _Faydası kalpteki bencillik, kıskançlık gibi tedavi edilemeyecek hastalıkları tedavi etmesi değil mi? Arkadaşım: _Evet kalpteki tek tedavi edilemeyen hastalık bunlardı artık bunlar da bu kuşun sayesinde tedavi ediliyor. Arkadaşım: _Üçüncü kuşun türü ne peki? Ben: _Öfke mi? Arkadaşım: Evet. Ben: _Faydası ne? Arkadaşım: Eline alanın kalbine öfke veriyor. Arkadaşım: Bu kuşlardan hangisini almak istersin? Ben: Sağlık kuşlarını. Arkadaşım: Mutluluk kuşlarını da al buradan gidelim. Ben: _Tamam Sağlık ve mutluluk kuşlarını aldım ve buradan uzaklaşmaya başladık. Epeyce bir yol yürüdükten sonra Mervelerin evinin önüne geldik. Kuşlardan iki tanesini Merve’ye hediye ettim. Merve kuşları çok sevdi ve bana teşekkür etti. Bu kuşları koyacak bir kafese ihtiyacımız olduğunu söyledim.Ben, arkadaşım ve Merve kafes almaya gittik. Orada her renkten kafes vardı biz beyaz ve kırmızı olanını seçtik Mutluluk kuşunu beyaz olana sağlık kuşunu da kırmızı olanına koyduk ve hep birlikte evlerimize döndük. Kuşumu odama koydum. Mutluluk kuşunun sesi bulunduğum yerin ötesinden geliyordu. Herkes üzüntülü gününde bu kuşlarıyla mutlu günlerine ulaştı.