Site içi arama : | Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Hızlı Erişim :

(Görme Özürlüler İçin)
ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı:
Şifre:
 
  Şifremi Unuttum!

Yazı Boyutu Büyüklüğü:
A-|A=|A+


E-Bülten Aboneliği

E-posta Adresiniz:

Arkadaşınla Paylaş

İsminiz:

E-posta Adresiniz:

Arkadaşınızın E-posta Adresi:

Kurucu Başkanımız Sayın Gültekin YAZGAN`ı 29.01.2012 Pazar Günü Kaybettik. Acımız Büyüktür;
Başımız Sağolsun.

 
Bağışlarınız İçin Banka Hesap Numaralarımız
 
Harita İçin Tıklayınız

Kardeş Sevgisi - İbrahim SABUR


          Milyonlarca yıl önce güneşten kopan iki kardeş, uzayın derinliğinde birbirlerini kaybettiler ve üstünden binlerce yıl geçtikten sonra birbirlerinin varlığını dahi unuttular. Kardeşlerden biri olan Dijital Dünya bir güneş sistemine dahil oldu ve orada yaşamını sürdürmeye başladı. Fakat çok küçük olması nedeniyle yaşanan her şeye iyi niyetle baktı. Kararlı, gücünden emin, yaptığı hataları ise görmeyecek kadar inatçı idi. Yıllar yılları kovaladı. Dijital Dünya üzerinde değişik yaşamlar türemeye başladı ve bu süreç Diji için sonun başlangıcı oldu. Bu oluşan türlü türlü yaratıklar ilk zamanlarda Diji Dünya'nın hoşuna gitmişti. Onları kendi gelişimi için kullanıyordu, her şey bir dengede yaşıyordu, bir şeyin yok oluşu başka bir şeyin var olmasına vesile oluyordu.
          Ama bu fazla sürmedi. Yaratıkların içinde, adına insanoğlu denen yaratıklar, evrimini başlatmış ve kendilerine Diji Dünya üzerinde yaşayabilecek bir zemin oluşturmuş canlılar vardı. Öyle ki bu canlılar, ilk zamanlarda, yaşadıkları dünyaya saygılıydılar. Kendilerinden önce yaşayan yaratıklara özeniyorlardı, yaşamak ve ölmemek için öldürüyorlardı. Derken su üzerinde kalabilecek, sonraları adına sal ya da kayık diyecekleri araç ve gereçleri icat ettiler. Bu sayede daha önceleri ulaşamadıkları yerlere ulaşacak, görmedikleri şeyleri göreceklerdi. Yapılan her keşif insanoğlunun Diji Dünya'da daha fazla yaşanabilecek kara parçası olduğunu öğrenmesine vesile oluyordu. Tehlikeli bölgeler dışında her yer keşfediliyordu. Bütün kara parçasını ve denizleri parçalayıp böldüler. Sadece yaşamak için değil, kendi çıkarları için de Diji Dünya'ya hükmetmek istiyorlardı. Onlar için kendileri dışında her şey ama her şey yok edilebilirdi. Tarlada fare, köstebek; dağlarda geyik,aslan; ırmak boylarında balık ve ağaçlar... Onların tek derdi kendi lüks yaşamlarını korumak ve kollamaktı. Önce hayvanları yok ettiler. Sonra da kendi içlerindeki rekabetle birbirlerini yok etmeye başladılar. Zenginler yoksulları köleleştirdi, güçlüler zayıfları ezdi. Verimli toprakları kendilerine alıp erkek köleleri savaşlarda, kadın ve çocuk köleleri ise tarlalarda çalıştırmaya başladılar. Hiç işe yaramayacağını düşündüklerini ise yalan vaatlerle kandırdılar. Onlara toprak sahibi olacaklarını söylediler. Hiç işe yaramaz, kuru, verimsiz, su dahi bulunmayan yerlere gönderdiler ve onların ölümleri üzerine bahis oyunları oynadılar. Zengin ve güçlüler kendi yasalarını kurdular. Kendilerinin yaptığı hep doğru, yoksulların doğrusu dahi yanlış oluyordu. İlk zamanlar yoksullar yargılama sonucu ya taşlanarak ya da yakılarak öldürülüyordu. Sonraları aynı sorunla kendi içlerinden birileri de yargılanınca cezalar değişti. İdam ağırlaştırılmış müebbet ve  F tipi ölüm hücreleri gibi yeni isimlerle, eskisini aratmayan şekilleriyle yoksulları bekliyordu. Suçları aslında ekmek ve suydu. Sadece ve sadece yaşanası bir dünya özlemi idi. Ama zenginler o kadar gaddardı ki pasta tümden onların olmalıydı. Bu sistemin adına 'kapitalizm' dediler. Hedefleri en fazlasına sahip olmaktı.
          Diji Dünya, zor da olsa, bu yaşananları taşımaya devam ediyordu. Ne var ki insanoğlu denen yaratık durmak bilmez bir şekilde yeryüzünü betonlaştırıp dere yataklarını kurutuyor, Diji Dünya'nın bütün enerjisini yok ediyordu. Nükleer bombalar,santraller, onu mutsuz ve çaresiz bırakmıştı. Nefes alamıyordu. Akşam uyuyamayan, sabah titreyerek uyanan bir Diji Dünya oluşmuştu. İnsanoğlu o kadar zeki bir varlıktı ki yaklaşan tehlikeyi fark etti. Böylece en güçlü ve en zenginler kendilerine yaşayacak başka bir gezegen aramaya başladılar. En son teknolojik makinelerini bu amaçları için üretip kullandılar. ilk denemeleri başarısızlıkla sonuçlandı. Bunun üzerine Diji Dünya'nın yer altı yer üstü zenginliklerini, hedefleri doğrultusunda kullanıp atom enerjisini yarattılar.Bu sayede uzay gezintisine çıkmayı başardılar. Bu insanlık için büyük bir adımdı. Yapılan keşifler sonucu yaşanası bir gezegen bulma ışığı doğmuştu. Bu arada Diji Dünya gelişen olaylara kayıtsız kalmayarak sürekli felaketler yaratmakta, yaşanan vahşetin son bulmasını beklemekteydi. Yok oluş gerçeğiyle yüz yüze kalan Diji'nin tüm yaşamı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçti. Güneşten koptuğu zamanı anımsadı.Birden aklına kardeşi geldi ve ürperdi. İnsanların bulduğu gezegen onun kardeşi olabilir miydi? İçten içe insanoğlunu dinlemeye başladı. Dinledikçe şüphesi kalmadı. Dokunulmamış yeraltı ve yer üstü kaynakları, temiz hava, kirlenmemiş su, insanların ihtiyaç duyduğu her şey bu gezegende mevcuttu. Artık Diji Dünya'nın şüphesi kalmamıştı, bulunan gezegen diji Dünyanın ikiz kardeşiydi. İkiz kardeşinin var olduğu haberine sevinse de bir zaman sonra, onun da kendisi gibi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğine üzüldü,içi acıdı.Ne yapmalıydı ki insanoğlunu kardeşinden uzak tutabilsin? Diji Dünya bunları düşüne dursun insanoğlu durmadan kendi teknolojisini geliştirerek uzaydaki araştırmalarını sıklaştırdı.
          Diji Dünya öncelikle insanoğluna büyük bir ders vermeye karar verdi. Depremler, tisunamiler, yanardağlar, iklim bozuklukları ve patlayan nükleer santrallerle yapılanların sonucunu gösterecekti, Eğer başarılı olamazda insan oğluna doğru yolu gösteremez ise, kardeşinden uzak tutmak için tek bir yolu kalmıştı; Kendisini yok etmek, tercih tamamamiyle insanoğluna kalmıştı, ya bu derslerden sonuç çıkaracaktı yada yaşadığı dünyayla birlikte yok olacaktı.

 

İbrahim SABUR